UŞAK 26°C
Sisli
Son Dakika Haberler

EĞİTİM-SEN UŞAK: ŞİDDETİNİZLE BARIŞMIYORUZpost_views_covaw Görüntüleme

kategorisinde, 09 Mart 2016 - 16:58 tarihinde yayınlandı

1 2 3 4

Eğitim-Sen Uşak Şubesi’nin düzenlediği 8 Mart Kadınlar günü yürüyüşü Uşak’ta gerçekleşti.

Uşak Belediye önünde toplanan kadınlar  ellerindeki dövizler ile sloganlar atarak Atatürk Anıtına kadar yürüdü.

Burada bir açıklama yapan Eğitim-Sen Kadın Sekreteri İsyan Can şunları dile getirdi; “Biz kadınlar bin yıllardır süren erkek egemenliğine karşı yürüttüğümüz mücadelenin kazanımı olan yeni bir 8 Mart’ta yine alanlardayız. Emeğimize, bedenimize, kimliğimize ve çalışma koşullarımıza yönelik saldırın hız kazandığı bu süreçte biz kadınlar 8 Mart mücadelesinin haklılığından aldığımız cesaret ve güç ile kapitalizmin ve onun erkek egemen zihniyetinin yarattığı ekonomik, siyasal ve sosyal kuşatılmışlığı kırmak için biraradayız.

Tek adam rejimini kurmak için bize dayatılan kirli savaş politikalarını reddeddi. Evine düşen havan mermisiyle yaşamını yitiren çocukların ,defnedilmesine izin verilmediği için günlerce buzdolabında saklanmak zorunda bırakılmasına ,kapısının önüne çıkan,çocuklarıyla sofrasına oturan ,komşusunun yardımına koşan nice kadının katledilmesine, cansız bedenlerin günlerce sokak ortasında bekletilmesine karşı, üç maymunu oynamamızz bekleniyor. Biz kadınlar AKP nin ve sarayın savaşına karşı,halkların eşit temelde birarada yaşayabileceği bir geieceğin,kadınların barış mücadelesiyle mümkün olacağını biliyoruz. Bu nedenle savaşa karşı barışı,tekçiliğe karşı bir arada eşit yaşamı ve dayatmalara karşı direnişi büyütüyoruz.

Esnek – Kuralsız ,Güvencesiz ve Kölece Ç alışmaya Karşı, Emeğimize Sahip Çıkıyoruz! AKP hükümeti bir yandan kirli savaş stratejilerini yürütürken, diğer taraftan savaş örtüsü altında sermaye ortaklığında emek düşmanı politikalarına hız kesmeden devam ediyor. AKP hükümetinin 13 yıllık iktidarı boyunca çıkardığı yasaların ve ulusal politikaların bütününde kadını birey olarak görmeyen , geleneksel aileyi kutsayan ,kadın ve erkeklerin toplumsal rollerini pekiştiren bir yaklaşım mevcuttur. “Kadın erkek eşit değildir, en az üç çocuk doğurun, çocuk doğurarak vatani hizmetinizi yerine getirin” gibi muhafazakar ve militarist söylemlere uygun olarak, yeni bir çalışma yaşamı ve yeni bir toplumsal yaşam inşa edilmek istenmektedir.

Anayasaya aykırı olarak çıkarılan genelgelerle biat eden emkçi yığını oluşturmak için korku hegamonyası yaratılmak istenirken, diğer yandan ardarda çıkarılan torba yasalarla annelik ve doğum izinleri bahane edilerek güvencesiz çalışma temel istihdam biçimine dönüştürülmek isteniyor. Kadınlara müjde olarak sunulan düzenlemelerin asıl hedefi kadını eve, aile içine hapsederek sermayeye ucuz iş gücü yetiştirme aracına dönüştürmektir.

Dünya Ekonomik Formu Raporuna göre Türkiye, 2015’te 145 ülke arasında 130. sırada bulunmaktadır. Kadınların iş gücüne katılımında da 131.,ücret eşitliğinde ise 82., eğitimde cinsiyet eşitliğinde 105. Sırada yeralmıştır. Aile ve iş yaşamı uyumu adı altında yarı zamanlı esnek çalışma modelleriyle kadınları daha düşük ücretlerle güvencesiz ve sendikasız istihdam edilmesinin önü açılmaktadır. Aynı gerekçelerle modern kölelik anlamına gelen kiralık işçilik dönemi başlatılmak istenmektedir.

İşyerlerimizden sokaklara, emeğimizi değersizleştirmeye çalışanlara karşı, sesimizi, sözümüzü ve isyanımızı birleştirerek cevap veriyoruz: AİLEYE KÖLE SERMAYEYE KUL OLMAYACAĞIZ.

 

Şiddetinizle barışmıyoruz.

Erkek adalet değil gerçek adalet sağlanıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. 2016 yılının ilk iki ayında toplam 53 kadın erkek eliyle katledilmiş olmasına rağmen kadına yönelik şiddet hala münferit olarak adlandırılmakta ,bizzat aile ve sosyal politikalar bakanı8 tarafından “Kadına şiddet yoktur ,algıda seçicilik vardır.” gibi akla ziyan açıklamalar yapılmaktadır.

Kadınların en vahşi yöntemlerle, devletin ve toplumun gözü önünde öldürülmesi ve artan kadına yönelik şiddetin faillerinin yargı eliyle tahrik adı altında indirimlerle ödüllendirilmesi ve öz savunmasını yapan kadınlara istenen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kadın katillerini cesaretlendirmekte yeni taciz ve tecavüzlerin önünü açmaktadır. LBGTİ ‘lere yönelik ayrımcı söylem ve politikalar nefret suçlarının meşrulaşarak artmasını sağlamaktadır. Tıpkı Özgecan ASLAN davasında olduğu gibi gerçek adaletin erkek yargının insafına terk edilmeden, kadınların dayanışmasıyla sağlanabileceğini çok iyi biliyoruz.

İşte bu nedenle fetvalarınıza,nasıl gülüp nasıl giyineceğimize dair verdiğiniz kararlara ve bize fıtrat olarak kabul ettirmeye çalıştığınız eşitsizliğe karşı varolduğumuzheryerde,itiraz etmekte kararlı olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz.

Yıllardır dile getirdiğimiz 8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi talebimizi buradan bir kez daha yineliyoruz. Bu hakkı elde edinceye kadar talebimizde ısrarlı olacağımızı ve mücadelemize devam edeceğimizi bilmenizi istiyoruz”dedi

Basın açıklamasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı.

Etiketler:

YORUM YAZ



BENZER HABERLER