UŞAK 23°C
Az Bulutlu

SİYASET VAR OLAN OLGULAR ÜZERİNE YORUM YAPMA SANATI DEĞİLpost_views_covan Görüntüleme

kategorisinde, 07 Aralık 2014 - 14:39 tarihinde yayınlandı

fatih

  SİYASET VAR OLAN OLGULAR ÜZERİNE YORUM YAPMA SANATI DEĞİL

                                                                  TOPLUMA YÖN VERME SANATIDIR

                                                               SİYASETE YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

Merhaba dostlar Yıllar önceydi, üniversite yıllarımda sınıfta meşhur bir felsefeciden ders dinliyordum. Bir ara konu toplumu harekete geçirme, topluma yön verme mevzuuna geldi. Ben de hocamızdan söz isteyerek yıllar boyunca kendi kafamda yoğurduğum bazı düşüncelerimi içimden geçen duygularımı, arkadaşlarla paylaşma adına, olabildiğince samimane bir dil ile anlatmaya başladım. Karşımda iki büyük şehirde üç farklı Üniversite de ders veren meşhur bir felsefeci duruyordu. Belki alanın en iyi hocalarından biriydi. Altmışı aşkın yaşına rağmen hala derslere devam etmekteydi. Hocam bu konu ile alakalı küçük bir misal vermek istiyorum. -Hocam şimdi bir lider çıkacak ve konuşmak yerine sadece işini yapacak. Örneğin bir gün televizyonların karşısına çıkıp halka hitaben diyecek ki, ya da halka duyuracak.   Mesela mart ayında bugün bizim toplumca, milletçe bir şey yapmamız lazım, hepimizin bir dikili ağacı olmalı. Ben ağaç dikilecek alanları ve dikilecek fidanları emir verdim ve ilgili memurlarım hazırladı. Haftaya Pazar, bütün halkım, altmış beş milyon insanım araziye inecek ve tedarik edilen çamları dikecek ve ismini gerekli amirlere kaydettirecek ardından herkesin kendi için hazırlanan metal künyeleri ağaçlarına takacak. Ve bu günden sonra o vatandaşımız o fidanın bakımından sorumlu olacak. Hatta aileler topluca gidip bu fidanların bakımını yapacak büyüyünceye kadar bu fidanlardan sorumlu olacaklar. Büyüdükten sonrada şayet pikniğe gidecek olurlarsa, herkes kendi aile ormanında piknik yapabilecek vs. Sonra fidan dikme günü yaklaştığında bütün insanlar çoluklu çocuklu bir bayram havası içinde herkes fidanını gerekli yerlerden aldı ve nereye dikeceğini listelerden öğrendi.. Ertesi gün doğruca belirlenen alanlara ağaçlarını dikmeye gideceklerdi. Bu arada şehir meydanlarında dev ekranlarda bu faaliyet gösterilecekti. Ve o günün sabahında halk, ilginç bir olayla karşı karıya kaldı. Çünkü halk daha sahaya inmeden; bu liderin görüntülerini sokaklarda dev ekranlarda izleyenler görüyorlar ki bu lider sabah gün doğmadan işe başlamış ve kan ter içinde yüz elli kadar fidan dikmiş. Bunu işiten ve gören halk bu eline aldığı tek fidanı çok az buluyor.. hatta çocuklar; anne baba: bana daha çok fidan verseniz olmaz mı diye ısrarla yeni fidanlar istiyorlar…vakit öğlene yaklaştı halk yavaş yavaş görevini yapmanın verdiği huzur içinde evlerine dönerken herkes mutluluk içinde çocuklar neşe ile evlerine koşuyorlar.. Halk hala şaşkın çünkü liderleri toz toprak içinde ağaç dikmeye devam ediyor, kameralar kayıtta dev ekranlar gösterimde halk meydanlarda bu amansız çalışan liderlerini seyrediyor. O ise durmadan kazma vuruyor, sonra fidanın gidip alıyor, yanına getirenleri ikaz ediyor hiç durmadan arı gibi, eğilip kalkıyordu hem de onca sıcağa rağmen en sonunda bir soluklanıyor bir bardak su içiyor yeniden devam ediyordu… Halk şaşkındı acaba biz bir şeyleri eksik mi yaptık diye kendi kendilerine eksiklik hissedip ara ara duygulanıyorlardı.. öğlen vakti lider biraz ara verdi gitti bir kenarda namaz kıldı ardından yere bir sofra koydurdu domates biber soğan… sonra herkesi buyur etti kendisi de diz çökerek halkın içinde sessizce yemeğini yedi. Sonra yeniden işe daldı derken oturup kalkması yavaşlamaya başladı. Yanındakiler sayın başkanım çok yoruldunuz biraz istirahat buyursanız dese de o çalışmaya devam etti ve akşam gün batarken iş bıraktı o gün toplam tam dört yüz ağaç dikmişti. Halkla vedalaştı ve evine doğru yola çıktı. Çok yorgun ama bir o kadar da huzurluydu.. iki saat sonra düzgün bir giyimle kameraların karşısındaydı… gerekli raporları almış.. halkın tamamının ağaç diktiğini öğrenince çok mutlu olmuş ve Allah’a şükretmişti. Halka az ama öz sadece şunları söyledi. -Siz çok mükemmel bir halksınız.. bugün çok güzel bir iş yaptınız. Birlikte altmış beş milyon ağaç diktik ne de güzel oldu.. İnşallah fidanlar büyüyecek ümitlerimizde büyüyecek hayallerimizde büyüyecek.. Halk sessiz ve duygulu gözlerle liderine baktı, o da çok duyguluydu… siz fidan dikmediniz siz birlik ve beraberlik kardeşlik tohumları ektiniz. Sağ olun var olun dedi. Herkes bu gün çok huzurluydu çünkü her şey günlük boğuşmalar kavgalar boş işler geride kalmış beraberce bir iş yapmışlardı… bütün halk sanki yeni bir emri bekler gibiydi… o gün bütün halk çok huzurlu bir şekilde dudaklarda tebessüm, tatlı bir uykuya daldı. Felsefeci bütün bu anlattıklarımı dinledikten sonra bana şunu dedi . Faraza Bütün altmış beş milyon halka ağaç diktirdin, sonra ne olacak… eline ne geçecek…. Diye sordu? Ben de dedim ki:   Hocam…. Bu benim verdiğim örnek, sadece alanında somut bir misaldir. Siz bunu varın istediğiniz kadar çoğaltın. Önemli olan toplumu hepsine hitap edebilmek ve ona yön vermektir dedim. Halka güzel yön verirsen,   bugün her biri bir ağaç diker yarın günde elli sayfa kitap okur vesaire vesaire, yarın daha nice güzelliklere imza atar. Hem altmış beş milyon ağacı küçümsemeyin, altmış beş milyon ağaç belki yüz elli milyon canlıya hayat olur can olur, hem üç beş yıl sonra Türkiye’nin uzaydan görünüşü bile değişir. Ve her gönülde bir bahar, yediveren bir başak olur. Şimdi bunları niye anlattım. Bugün bu anlattığım misalden yola çıkarak şunları açıkça ifade etmek istiyorum. Günümüz siyasetine baktığımda, çok büyük bir eksiklik görüyorum. Siyasilerimiz de şu anlayış var. Halk devlet için. Oysa tam tersi olmalı bence, devlet halk için var olmalı. Türkiye de temel tıkanıklık bundan kaynaklanıyor. Aslında yukarıdaki misal gösteriyor ki devlet veya siyasi mekanizma,  topluma yön vermeli toplumun önünden yürümeli, bir takım kötü olaylar olduktan sonra müdahil değil; daha olaylar meydana gelmeden önleyici iyileştirici hatta yüceltici işleve sahip olmalı. Yani aslında insanlara ufuk açmalı. Yoksa bu günkü siyasilerimizin yaşadığı gibi can yakıcı çok can sıkıcı olaylar peşinde toplum olarak savrulur dururuz. Bugünkü siyasi gelişmelerden hiç kimsenin memnun olduğunu sanmıyorum. Hatta öyle tekdüze hadiseler yaşıyoruz ki hep  tekrar edip duruyor. Acılarımız her geçen gün katmerleniyor. Ve toplum feryat ediyor. Yok mu bizi bu felaketlerden koruyacak, yada bu acılara kim son verecek. Bu günkü siyasi anlayışın çözüm olmayacağı pek ala bellidir. Söylenenlerin, anlatılanların hiç biri bu felaketlerdeki ihmalimiz yüzünden kaybettiğimiz genç yaşta giden canları geri getirmeyecek. Şimdi düşünüyorum gerçekten yukarıda bahsettiğim gibi liderlere toplumumuzda ne kadar çok ihtiyaç var. Çalışan çabalayan terleyen alın terini kutsal bilen, laf değil, iş üreten, terleyen, yorulan liderlere ne kadar ihtiyacımız var. Ne acı ki yukarıdaki liderlik tarifimin bile içini boşaltan, manayı dahi sukuta uğratan liderlerimiz var. Ne diyelim inşallah içimizden Allah yukarıda misalini verdiğim gibi liderler çıkartır da bütün bu sıkıntılarımız son bulur. Not: Anlattıklarım ütopik bir düşünce olabilir. Hatta karanlıkta yanan sadece bir mum gibi görünebilir. Ancak ben o mumu bitene kadar yakacağım… ta ki insanlar gelecek adına  hiç ümit ışığı yok demesinler…. 18-11-2014 ALİ HANLI

Etiketler:

YORUM YAZ



BENZER HABERLER